301 Moved Permanently

Moved Permanently

The document has moved here.

Haber Detayı
25 Kasım 2017 - Cumartesi 10:35 Bu haber 3736 kez okundu
 
Başar'dan Cumhurbaşkanına Rica
Manşet Burdur Gazetesi
GÜNDEM Haberi
Başar'dan Cumhurbaşkanına Rica

Burdur Radyosunda Gündem ve 7 Soru isimli programa konuk olan Burdur Ticaret Borsası Başkanı Yılmaz Başar Cumhurbaşkanı'na seslendi.

 

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Yılmaz Başar "Cumhurbaşkanımızdan özel bir ricamız var, çok hızlı bir şekilde acil bir şekilde olumsuz KKB’lerin düzeltilmesi lazımdır” diyerek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan ricada bulundu.

 

Burdur Ticaret Borsası Başkanı Yılmaz Başar, Burdur Radyosu, Çağdaş Burdur Gazetesi ve Manşet Burdur internet haber sitesi işbirliğinde düzenlenen ‘Gündem ve 7 Soru’  isimli radyo programının konuğu oldu. Sunuculuğu Burdur Radyosu Genel Yayın Yönetmeni Serkan Şimşek ve DHA Burdur Muhabiri Mesut Madan’ın yaptığı programda, Başkan Başar, göreve geldikleri günden itibaren verilen hizmetler ve başarılı çalışmaları tüm içtenliği ile anlattı.  2013 yılının Mayıs ayında göreve geldiklerini anlatan BTB Başkanı Yılmaz Başar, “Takriben dört yıllık bir süre geçti, artık yeni seçimlere geldik. Yeni bir ekiptik, yönetimdeki hiçbir üyemiz Borsa’da yada Ticaret Odasında yöneticilik yapmamıştı. Kamuoyunda da tecrübesizliğimiz göze çarpmıştı ama ne yaptık, tecrübesizliğimizi, idealistliğimizle yan yana getirerek, bu konuyu aştığımızı düşünüyorum. Geçmişe doğru baktığımızda,  tabi lobi faaliyetlerinden tutun, projeler ve araç gereç ile ekipman alımlarına kadar, hemen hemen her konuyu, seçmenlerimize vaat ettiğimiz tüm konuları yerine getirdik. Yine bir eleştiri yapalım kendimize Türkiye’nin Hollanda’sıyız diye geçinen bir ilde yaşıyoruz. Tarım ve hayvancılığın başkenti olarak Burdur’u nitelendiriyorum çünkü 216 bin büyükbaş hayvanla, günlük bin 200 tona yakın bir süt üretimi ile Türkiye toplamında 10’ncu sıradayız. Birim başına üretimde ise 1’inci sırada yer alıyoruz. Böyle bir ilde bir hayvan borsasının olmaması büyük bir handikaptır, kendimizin de bir eleştiri getirmek istiyorum. Burdur’da yapamadığımız tek şey hayvan borsasıdır. Yaptıklarımıza gelince mutlaka Burdur’da eksikliklerden en büyüğü neydi? Yerinde hizmet yoktu. Yerinde hizmet derken, ilçelerimizdeki vatandaşlar 130-140 kilometre uzaklıkta biliyorsunuz, onlar Burdur’a gelip tescil yapmak zorunda kalıyorlardı. Ring sistemi adını verdiğimiz dönerli bir sistemle yerinde hizmet başlattık. Göreve geldikten 4 ay sonra başlattık ve şu anda üye memnuniyetinin hat safhada olduğu bir proje gerçekleştirmiş olduk ki bu proje bizi TOBB’da hem akredite olmamızı sağladı hem de akreditasyon yönetim kuruluna kadar taşıdı. Baktığımızda yine hububatların ölçümüyle ilgili bir makine yoktu. Bu makine Tarım İl Müdürlüğünde de yoktu, Ticaret Borsasında da yoktu. Biz 2015’in Aralık ayında bir buğday ölçüm cihazıyla çiftçinin belirlediği oranda rahatlamasını sağladık. Borsa kendi imkanlarıyla cihazı alarak, çiftçilere hizmet vermeye devam ediyor çünkü üretilen ürünün proteinini, selülozunu, glütenini yani vatandaşa göre ürettiği her şey kaliteli olabilir ama bir de bunun alıcı tarafı var, sanayicinin de bunu bilmesi gerekiyor yani ona göre bir fiyatlama gerekiyor. şimdi alım satım yaparken, borsada zaten temel amaç budur, hem ürünün niteliğini ortaya koyması gerekiyor hem taban fiyatını açıklayarak ürünün geçerli bir fiyattan satılması lazımdır. Bunun temel taşlarından biriydi araç gereç alımları, ileriki dönemde yapacağımız ikinci hamle üreticiyle alıcıyı bir araya getirmek olacaktır. Borsa binasının diğer katlarını kiralama durumları var, yer ile ilgili biraz sıkıntılarımız var. GSHİM İl Müdürlüğünün taşınmasından sonra satış salonu yeniden hizmete girecek diye düşünüyoruz. Ben bunu eksiklik olarak görmüyorum, stratejik plan içinde yer alıyor." dedi.

 

‘OLUMSUZ KKB’LER TEMİZLENMELİDİR !’


Türkiye’nin 2023 hedefini işaret eden BTB Başkanı Yılmaz Başar, sanayi ve esnafların olumsuz banka sicil kaydı nedeniyle nefes kredilerini kullanamadıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan, kalkınmanın ilerlemesi için olumsuz KKB’lerin temizlenmesini rica eden Başkan Başar, “15 Temmuz darbe kalkışmasından sonra AK Parti İl Başkanı bir teşekküre gelmişti yanımıza , biz orada ne demiştik, esnafa can suyu çağrısında bulunmuştuk. Ne yaptılar, verilemedi, verilen rakam da 50 bin TL bir KOSGEB kredisi oldu, biz bu konuyu bizim genel başkanımıza kredi teklifini ki kendisi çok iyi takip eder, krediyi istememizin nedenini sordu ben de anlattım, belli bir süre sonra TOBB’dan nefes kredisi çıkarıldı, iki tane bankayla anlaştık, o da 50 bin TL, biz yalnız tam 50 bin TL verdik. Yalnız, onlarla karşı karşıya kaldığımız bir sıkıntı vardı.  390 bin üyemiz müracaat etti bir ay içinde, yüzde 96’sına veremedik, sadece yüzde 4’üne verebildik. Neden diye sorarsanız olumsuz KKB’den dolayı yani kredi sicili bozuk olduğu için biz daha yüzde 8 idi, toplam faizi, öyle bir kredi hazırlamıştık veremedik. Biz aslında çok güzel bir iş yaptık diye sevinirken, yüzde 5-6’lık bir rakama hitap edebildik. Arkasından bir Bahreyn gezisi meydana geldi, tam babam vefat ettiğinde, Yusuf başkanımız gitmişti, oradan da KGF desteklerinden bir akış oldu, TOBB’un girişimleriyle meydana geldi, biz her seferinde bir borsa var, bir sanayi odası var ne iş yapıyor diye soranlara iyi bir cevaptı bu, bunları verdik ama aynı şeyde yine karşılaştık. Ülkenin 2023 hedefleri var, 500 milyon dolar bir ihracattan bahsediyoruz, şu anda 170 milyon dolarlardayız. Bu kredilerin tutabilmesi ve iç piyasanın canlanması ve esnafın rahatlaması gerek, esnafın kapısına kilit vurmak yerine sabah neşeyle mutlu bir şekilde iş yerlerini, fabrikalarını açmaları için Cumhurbaşkanımızdan özel bir ricamız var, çok hızlı bir şekilde acil bir şekilde olumsuz KKB’lerin düzeltilmesi lazımdır yoksa şu anda her sene, her ay kapatılan, biten işyeri ve fabrika sayısı onlarla, yüzlerle, binlerle ölçülüyor. Bu da sosyal anlamda istediğimiz bir mesajımız olsun” diye konuştu.

 

HAYVAN BORSASI


Hayvan Borsasının, Burdur’da kurulmamasının bir handikap olduğunu vurgulayan BTB Başkanı Başar, “Hayvan Borsası da vardı stratejik planda ama kendin önde gelen kuruluşlarının bir araya gelerek, sadece Borsadan beklememesi gerekiyor, ortak bir konsorsiyum ve ortak bir akılla yapılması gerektiğini düşünüyorum. Hayvan Borsası, Borsaya geçmesinden önce belediyenin kontrolünde bir hayvan pazarı var biliyorsunuz, hayvan pazarı niteliğini yavaş yavaş kaybetti artık biliyorsunuz, Burdur’da her sene hayvan pazarı kapanıyor, bunların önüne geçebilmek için de hayvan borsasının bir yatırım ve önemli bir proje olduğunu düşünüyoruz. Onun için burada özellikle Burdur Belediyesi, Ticaret Borsası temel taşları sonra da diğer yetiştiriciler birliğinden tutun da Köy-Koop’a, Ziraat odasına uzanan bir perspektif gerekiyor veya bir ortak akıl gerekiyor. Ben umutlu olduğumu düşünüyorum. 2018’de bununla ilgili gelişmeler başlayacaktır” diye konuştu.

 

SANAL DÜVE BORSASI


Burdur Ticaret Borsasının önemli projelerinden biri olan Sanal Düve Borsasının, TOBB’a bağlı ABİGEM’de tamamlandığını ve kısa bir süre sonra hizmete açılacağını belirten Başkan Başar, “Aslında baktığımızda çağımız teknoloji çağıdır, birçok insan artık web portallarından alışveriş yapıyor. Bununla ilgili biz göreve gelir gelmez böyle bir çalışma başlattık. Burdur’da bu yazılımla ilgili ilk adımları attık fakat çok başarılı olamadık, sonra bizim TOBB’un ABİGEM diye bir kuruluşu var, biz de oraya ortağız, Afyon’da şu anda, biz projemizi direk ABİGEM’e devrettik.  2016 yılı Temmuz ayında naif olaylar gerçekleşti, bir darbe kalkışması yaşandı, ondan sonra bu proje bir miktar askıya alındı yoksa tam teşekküllü çalışmaya başlayacaktı. Aslında çalışıyor mu bizim sistem, çalışıyor ama alışveriş imkanını sunamıyoruz özellikse borçlanmayı kredi kartı ile satış noktasında bir sıkıntımız olduğu için o kısmı halledemediğimiz için ABİGEM’e verdik, şimdi ABİGEM’den artık projeyi tamamlamasını bekliyoruz. Tamamladıktan sonra da Burdur’da hatta Türkiye’de ilk sanal düve borsası kazandırmış olacağız” ifadelerine yer verdi.


ÜRETİCİNİN ZORLANMASINA KARŞIYIZ!


Sektörde yaşanan yem sıkıntısını değerlendiren BTB Başkanı Yılmaz Başar, “O konuya bir açıklık getireyim, biz Ticaret Borsası olarak kesinlikle bir kişinin ticaretine ne karışırız ne de mani oluruz, elbette bir firmanın yem satması ve ticaret yapması gayet normal fakat bizim altını kuvvetle çizdiğimiz bir nokta var, bu işi baskıyla, zorla, yapmasına karşıyız. Yani daha da sadeleştirmek gerekiyorsa, ya sütünü alırım, bu yemi alırsın, yada bu yemi almıyorsan sütünü de getirme şeklinde bir tehditle karşı karşıya getiriliyor üretici yoksa biz firmanın yem satması gayet normal, bu neyi getiriyor, tekelleşmeyi, yani tekelleşme derken süt firması gidiyor bir tane yem firması ile anlaşıyor, herhangi bir fiyat barajı oluşturuyorlar ve bu barajın üzerinde yem satıyorlar. Buraya kadar her şey normal yalnız yemin son tüketici tarafından bir kalite muhakemesinin olmadığını düşünüyorum. Neden, karşısında bir mübadili yok, bir rekabet ortamı yok, ne fiyatta, ne kalitede rekabet şaşını çiftçi kaybetti. Böyle olunca da düşük kaliteli bir yemi benim üreticim kullandığında, ne taraftan bakarsanız bakın üretici mengenelerin arasında kalmış ve o mengeneyi ha bire daraltan bir ekonomik baskı var veya ekonomik bir dayatma var. Biz bundan nasıl kurtuluruz, burada bakanlığın defalarca söyledik, ticarete mani olmayalım fakat 1400’lü yılları biliyorsunuz, şu anda tarım ve hayvancılık aynen Orta Avrupa’daki federal yönetimle yönetiliyor. Büyükler küçükleri eziyor, ne derlerse onu yapıyor, bu baskıdan kurtulmak için süt firmaları ile yan yana gelerek, bu açılır diye düşünüyorum, aracılar ve ortada işbirliği yapılacak insanlar gerekiyor. Devletimizden ve büyüklerimizden beklediğimiz budur. Sahadan gelen tepkiyi bilmemiz gerekiyor. Süt sanayisine baktığımızda da süt sanayicisi de aslında zarar ediyor, ister istemez onları da götüren bir nokta var ama bir taraf kar edecek derken bir tarafı ezmek bence olmaz aslına toptan bakmak lazım süt sanayicisine, süt üreticisine bakmak lazım ve bir de süt tüketicisine bakmak lazımdır. Bu dengeyi bakanlığımızın iyi kurması lazımdır. Bu konuda biz elimizden geldiğince, dilimizden döndüğünde doğru olan şeyleri, doğru yerlerde kullanmaya çalışıyoruz. İnşallah sözümüz dinlenir” dedi.

 

SÜT ÜRETİMİ

 

Burdur’da üretilen bin 200 ton günlük sütün Burdur’a katma değer sağlaması için yapılması gerekenleri dile getiren Başkan Başar, “Bin 200 ton süt, günlük üretimi olan Burdur’da yüzde 15, takriben 180-190 ton civarlarında Burdur’da üretilen bir süt mamulü var. Baktığımızda yüzde 15 çok düşük bir rakam şimdi öbür taraftan baktığımızda ulusal firmaları Burdur’a getirmek veya Burdur’daki üreticileri potansiyel anlamda yükseltebilmek şu anda mümkün değildir. Neden diye sorarsanız, büyük firmalar zaten belirli noktalarda fabrikalarını kurmuşlar, Burdur artık şu an için belki ikinci pozisyonda, içerideki yerel sütçülerimi yükseltebilmek için de sütün görüntüsünü iyi ayarlamak lazım. Biraz önce süt sanayicisi de zorda demiştim, sütü mamul hale getiriyor,  6 aya varan vadelerle satıyor, marketlere satıyor, bizim sıklıkla üstünde durduğumuz market yasası vardı şimdi hal böyle olunca Burdur’daki üreticim, bir süt firması açıp, Antalya pazarı diyoruz, oteller var, tamam söylem çok doğru ama bir de madalyonun öbür tarafı var, yani sütün bir vadesi var, yani süt ürünlerinin bir vadesi var. Sen üreticiden alıyorsun sütü 30-60 günde geriye ödemek zorundasın ama mamul yaptıktan sonra bu malın satımıyla ilgili 5-6 aya kadar varan vadeler var. Dolayısıyla zor bir sektör, dolayısıyla şu an için mümkün görünen bir durum değil, ben buradan pembe hayaller dağıtabilirim ama bizim asıl görevimiz gerçekleri ortaya koymaktır. Gerçekten orada sürdürülebilir bir durum olması gerekiyor. Şu an da büyük süt sanayicileri bile çok zordalar, ondan dolayı göreve geldiğim ilk günden beri market yasası diye konuşmamın sebebi budur çünkü ben sadece üreticinin değil aynı zamanda sanayicinin de yanındayım. Sanayici para kazansa üretici de para kazanacak, tüketici de daha ucuza temin edebilecek” diye konuştu.

 

HAYVAN İTHALATI GÖRÜŞÜ


Hayvan ithalatı hakkındaki düşüncelerini paylaşan Başkan Başar, “Bunu söylemek gerçekten çok acıdır, Türkiye’de doğan ve yaşamını sürdüren bir vatandaş için ama görünen nokta budur, biz yıllardır neden devam ediyor kelimesini açayım ben ithalatla terbiyenin, yıllardır gerek sosyal medya olsun, gerek yazılı, görsel basın olsun bakanlarımızı her seferinde demokrasinin kılıcı gibi üreticinin üzerinde ithalatı tutmalarından şikayetçi olmuştuk. Bir ülkede ithalatla üreticinin terbiye edilmesini istemiyoruz demiştik. Gelinen son noktada bu iş devam ediyor, ithalat devam ediyor, ithalatın devam etmesi de üreticinin terbiye edilmesinin devam ettiği anlamına geliyor. Aslında bu yıllardır söylediğimiz söylemin pekiştirmek için yapılan bir şeydi. Bunun nasıl çözülebileceğine gelecek olursak, en son bir esnaf odamız Sırp eti yerine yerli et kullanın demiş ama bu şekilde çözmek yerine bakanı ayakta alkışlarım tek bir şartla yem fiyatlarını 20 TL’ye düşürebilirse demiştim. Aslında 20 TL’ye düşmesi afaki, orada bir gönderme var, yapabilirsek onu yapalım, yapılması imkansız bir okta ama üreticiyi bu kadar baskı altına almak yerine yapamadığını üretici üzerinde deneyeceğine, yapamadığını bir de başka yerlerde demeyi düşün diye bir söylemde bulunmuştum. Aslında imkansız bir rakam 20 TL’ye düşmesi, buradaki ana unsur fiyatların aşağıya çekilmesi, gelir fiyatları aşağıya çekilmezse ne olur, üretici yüksek fiyata süt üretir, yüksek fiyata et üretir ve bunu hak ettiği bir noktada sattığını varsayarsak bu sefer tüketici boyutuna baktığımızda ise insanlarımız yüksek oranda fahiş fiyatlarla et ve et ürünü ile süt ve süt ürünü tüketmek zorunda kalacak. Bu da istemediğimiz bir nokta, o zaman ithalat yerine üretimi destekleyip, fiyatları aşağıya çekecek hamlelerle, et üretimin ve süt üretimin fiyatını aşağıya çekeceğiz. Bunu nasıl gerçekleştirebiliriz, kimse şu günlük vergilerde biliyorsunuz yılda 700 bin ton buğday, yaklaşık 500 bin ton arpa, 300 bin ton yulaf, bunların günlük vergilerini sıfıra düşürmekle olmaz yine ithalat gündeme geliyor oysa Türkiye’ye baktığımızda her seferinde ne diyorduk, Türkiye’ye ne diyoruz, Edirne’den Kars’a kadar 4 mevsimi yaşıyoruz, bu her ülkeye nasip olan bir güzellik değildir, bu bize ürün yelpazesinin değişikliğini getiriyor. Bir yerde bir ürün biterken, başka bir yerde aynı ürünün devamını ekebileceğimizi gösteriyor. Bu nedir, bu aslında büyük bir avantajdır ama biz bu avantajı tamamen dezavantaja çevirmiş durumdayız. 80 milyonu besleyemeyecek bir noktadayız. Coğrafyamıza baktığımız zaman bu işim içinden çok rahat çıkabilmemiz gerekirken, 80 milyonu besleyemeyecek noktadayız. Demek ki burada tarım ve hayvancılık politikalarının düzensizliği ve eksikliği söz konusudur. Tarım ve hayvancılık politikasının acilen değişmesi lazımdır. Bakınız, Avusturalya’ya, Yeni Zellanda’ya, buralar da tarımsal reformları hızla gelişmiştir ama şu anda Fransa’nın tarımdaki liderliğini bu ülkeler almış durumdadır. Bunlar nasıl gerçekleştirildi. İyi bir politikayla, ithalata gerek kalmadan kendimize yeteriz. Baktığımızda bunları üreticimiz belki anlamayabilir ama biz zaten anlayacak kişilere söylüyoruz biz bunları, onlar gereğini yapsınlar ki üreticimiz bunların meyvesini zaten yiyecektir. Dolayısıyla tarım ve hayvancılık politikalarının acilen değişmesi gerekiyor ve bir de işin ehli insanlara teslim edilmesi gerekiyor. Burada aslında 550 tane milletvekilimiz var.  İktidar partisinde bir tane tarım ve hayvancılıktan gerçekten anlayan ve ekip kurabilen bir tane milletvekili mutlaka var, geçiştirici politikalar bırakması lazım artık Türkiye’nin, artık somut bir şekilde gerçekçi olması lazımdır. Tarım politikasında bir reforma ihtiyacımız var.  Gerçekten biz bunu Odamızda, sahada, net bir şekilde görebiliyoruz. Çiftçinin tüm sorunlarını anlattığı mercilerden biri ama illerdeki tarım ve hayvancılığın çatı kuruluşlarından biri olan Borsalar, daha çok etkin bu konuda, ben günde en az 50-100 tane telefon olarak bu süt fiyatı ne olacak, bu et fiyatı ne olacak diye, gelecek sene bu işe devam edelim mi sorusuyla karşılaşmaktan artık bıktım diyelim artık o kadar sıkıntı içindeyiz ve insanlar bizden bir şeyler bekliyorlar” ifadelerini kullandı. 
 

BURDUR KENDİ YEMİNİ ÜRETEMEZ Mİ?


Sunucu Serkan Şimşek’in ‘Burdur düşük maliyetlerle kendi yemini üretemez mi?’ sorusunu yanıtlayan Başkan Başar, “Özellikle burada 200’e yakın bir kooperatifimiz var, bu kooperatiflerin kurulma amaçları tamamen kurulduğu bölgeye lokal hizmetler vermektir. Yani yem tedarikinden tutun, suyun satımına her şey kooperatifler ilgilenir. Muhtarlıkların bir nevi ekonomik anlamda lokomotifleridir. Baktığımızda kooperatiflerin çok fazla anlamda iş yaptığını düşünemeyiz, onların da belli temel sorunları var. Ekonomik anlamda sıkıntıları var ama örneklerimiz var tabi Büğdüz Köyü var, Büğdüz Köyü kendi yemini kendi yapmaya başladı ve şu anda 22 ton günlük süt üreten bir köyümüzdür ama  20 ton süte yaklaşık 10-12 bin çuval yem alırsınız ama bu Büğdüz’de 6 bin çuval yem alıyor, geri kalan yemleri daha ucuz hammaddeler tedarik ederek kooperatif başkanımız orada bir yem fabrikası gibi orada hizmet veriyor. Kooperatifler aslında buraya doğru yönlenmeleri lazım ama laf gelmişken, TKDK’ya öneride bulunmak istiyoruz. Madem böyle bir yem verip, kırıp karıştırmayla ilgili bir olaydan bahsediyoruz o zaman TKDK sadece kooperatiflere özel yem kırkma, karıştırma değirmenlerini destek kapsamına almalarını öneriyorum” diyerek cevap verdi.

 

UCUZ MAZOT VERİN ARTIK !


Başkan Başar "Kooperatiflerinde belli sıkıntıları var şimdi bir de kendi işimizi kendimiz yapacağız noktasında yeri gelmişken, yarım olamadan hayvancılık olmaz, birbirine entegre etmemiz lazımdır ama tarımı nasıl yapıyoruz. Tarımla ilgili ciddi sıkıntılar var. Traktörsüz tarım olmuyor ama traktör de mazot olmadan çalışmıyor, o mazotu içine koyacaksınız ki ondan sonra traktörü çalıştırıp, tarlada çalışacaksınız, hasat yapacaksınız, benim son model 400-500 bin TL’lik bir arabam olduğunu düşünün, petrol ofisine yanaştığımda mazot aldığımda 5.04’ten mazotu ben alabiliyorum, benim keyfe keder anlamında gezip dolaşıyorum, keyif sürüyorum. Ama aynı pompaya çiftçi yanaşıyor, kapağı açıyor 5.04’ten o da mazot alıyor ve o gidiyor tarlasını ekiyor, hasadını kaldırıyor, hem geçimini sağlıyor hem de çocuklarının e kendinin sonraki hayatını sürdürüyor. Burada bir sıkıntı var. Biliyorsunuz ro ro gemilere ucuz mazot veriliyor, çiftçiye niye vermiyorsun asıl bu insan ülkemizin gıda için çalışacak insanlar tarım ve hayvancılıkla uğraşan insanlar, bunlara da ucuz mazot verin artık” şeklinde konuştu.  

 

“SADECE ŞİKAYET EDERSEK BİR YERE VARAMAYIZ”

 

Üreticiye ucuz mazot verilmemesinin nedenlerini de anlatan Başkan Başar, “Şikayet etmekle, çözüm önerisi sunmasının arasında fark var, yeni sadece şikayet edersek bir yere varamayız. Şikayet edeceğiz ama çözüm önerilerimizi de dile getireceğiz. Ro ro gemilerine verdiğiniz ucuz mazotun aynısını istiyoruz, aynı fiyattan, ben size bir öneri sunayım, aslında çok kolay uygulanacak bir çözüm, Tarım ve Kredi Kooperatifleri var, ülke sathına yayılmış durumdadır, ilçeleri bırakır, köylerimizde bile Tarım Kredi Kooperatifleri var. bu mazot Tarım Kredi Kooperatifleri üzerinden satacaksın. Daha önceki dönemlerde oldu, bu aslında çok rahat gidip her istasyona ucuz mazot koyarak ta iş uzatılabilir ama devletin kurumları var, bu kadar basit bir olay aslında yurt genelinde işte milyonlarca petrol istasyonlarında demesine gerek yok, verilecek tek yer tarım kredi kooperatiflerinin başka bir avantajı da üreticinin elinde şu anda para olmasa bile vadelendirebiliyorsunuz dolayısıyla bu tür imkanlar açılırsa emin olun Türkiye’de ne boş tarla kalır, ne de boş bir ahır kalır” ifadelerini kullandı.

 

TOPRAK REFORMU


Toprak Reformu çalışmalarının Burdur’da da devam ettiğini belirten Başkan Başar, “ Toprak reformu yapılıyor, Burdur’da da şu anda belli kısımlar bitti, belli kısımlara başlanacak. Toprak reformu iyi bir hamleydi, buradan tabi bizim görevimiz iyi yapılanı alkışlamak, kötü yapılanı eleştirmek zaten toprak reformu yapılan iyi bir işti. Kutluyorum” dedi.

 

KÜÇÜKBAŞ HAYVANCILIĞI


Et üretiminin azalmasındaki en büyük etkenlerden birinin küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinin neredeyse sona ermesi olduğunu savunan Başkan Başar, “Türkiye haricindeki devletlere baktığımızda özellikle gayrimüslim ülkelere baktığımızda et üretimini nasıl kapatıyorlar, domuz etiyle yani küçükbaşla, şimdi dinimiz gereği ülkemizde haram bir gıdadır ama bizim damak tadımıza uygun koyun ve keçimiz var. baktığımızda belli iller bu keçilerle anılır, mesela Burdur Teke Yöresinin Başkenti diyoruz, mesela Ankara Tiftik Keçisi, mesela Merinos Koyunu, aslında bu klişelerden kurtulmaya başladık. Türkiye, çok genç bir nüfusa sahip bir ülke, çok çalışkan bir ülke, yavaş yavaş tembelleşiyoruz, damak tadımız değişiyor ve yani baktığımızda ben Burdur’da üretilen Burdur Şiş’e bir gönderme yapmıştım. Makbul olan Burdur Şiş’in özellikle keçi etinden yapılmasıdır. Burdur Şiş, siz biliyorsunuz artık dana etiyle yapılıyor, aslında kendi değerlerimizi de kendimiz tükettik biraz, bunda devlet politikalarının etkileri var mıydı şüphesiz, neydi meralar, koyun ve keçi dendiği zaman meracılık akla gelir, bu hayvanlar doğanın bize bahşettiği ürünleri tüketerek, et ve süt veren mucize varlıklardır. Biz ne yaptık önce dağları kapattık, meraları ıslah edemedik, 10-15 yıldır benim üreticim asfaltta koyun ve keçi besledi. Aslında geriye doğru baktığımızda hem damak tadımızı değiştirmişler, hem bu işlerden çıkın üretmeyin deme noktasına gelmişler, yemin ederim meralar açıldı, reformlar yapılmaya başladı orada da en azından geç kalınmış ama yapılması gündemde şu anda, sevindirici bir haber ama ülkemizin de biraz koyun ve keçi yetiştiriciliğine yönelmesi gerekiyor, niye diye sorarsanız biraz daha hafif, aslında kuzu her lokantaya gittiğimizde kuzu eti, oğlak eti tarzında söylemler vardı ama şimdi baktığımızda sana eti var mı diye soruyoruz” açıklamasında bulundu.

 

“MECANEN GÖREVDEYİZ”


Ticaret Borsasında mecanen görev yaptıklarını vurgulayan Başkan Başar, “Mutlaka insanlar iş stresi ile yıpranıyorlar ve bize gerçekten dinamik insanlar lazım. Bazen başkan yoruluyor, bazen diğer arkadaşlar yoruluyor ama ben yorulduğumu hmedim. Önce de söyledik, daha yapacak çok işimiz var, daha genç, daha dinamikneden olmasın, yorulan arkadaşlarımız var ise mutlaka gereği yapılacaktır diye düşünüyorum. Kamuoyunda özellikle Sayın Cumhurbaşkanımızın metal yorgunlukla ilgili değişimlerine tanık olduk. Kısaca şunu söyleyeyim, biz Ticaret Borsası ve Ticaret Odası başkanları ve yöneticileri bu işi amiyane tabirle meccanen yapıyoruz, para almadan yaptığımız bir iş gönüllülük esasına dayanıyor yani ben işimden aşımdan, özel zevklerimden fedakârlık yapıp, bir kurumun başına geçip yöneticilik yapmaya çalışıyorum elbette yorgunluklar olacaktır, elbette kırgınlıklarımız olacak, elbette yetişemediğimiz yerler olacaktır. Dolayısıyla ekip bir bütündür, kişiler ayrılabilir ama as olan ekibin devamıdır. Ekip devam edecektir. Bakacağız, yorulanlar var ise dinlenmeleri için mutlaka bir süre tanıyacağız. Daha dinamik şekilde, Burdur için şu anda yürütmeye çalışacağımız faaliyetler olacaktır. Ara ara benim odadaki mobilyalar değişir dikkat ettiyseniz, yerleri değişir, yani bu bile aslında bir pozitiflik katar insana, dolasıyla benim üreticim veya üyemiz Oda’ya geldiğinde bir değişiklikle karşılaştığı zaman sorgulama içine giriyor. Dediğiniz doğru belki bizim için daha erken ama yeri ve zamanında bırakmasını bilmek gerekiyor. En azından şunu söyleyeyim, birileri bıraktırmadan, bırakmak gerekiyor” sözlerine yer verdi. 

Kaynak: Editör:
Etiketler: Başar'dan, Cumhurbaşkanına, Rica,
Yorumlar
Haber Yazılımı